Hüzünlü Yazı
Benim bir arkadaş. Yolda bir amca görür. Yaş seksen-doksan civarı. Bastonla yürümek bile ona çok zor. O kadar güçsüz adımlar, o kadar küçük adımlar. İçi ezilir bizim arkadaşın. Der ki amca evin ne tarafta seni sırtımda götüreyim. Yok evladım der. Üç beş nazlandıktan sonra razı olur. Sorar delikanlıya nerelisin evladım. Aaa sizin oradan böyle adam çıkar mıydı. Çorumlulardan beter derler sizin oralılara. Benimde senin yaşlarında torunlarım var. İki erkek evlat yetiştirdim. Onlarda bu şehirde ama bayramdan bayrama görsem şükür. Hanımla beni attılar bir eve. Para gönderirler anca. Gelmezler etmezler ama arayıp hal hatır soran eden de yok. He işte şu kırmızı bina evladım. Sağolasın. Buradan sonrasını ben giderim. Olmaz amca demiş bizim arkadaş, üçüncü kata kadar çıkarmış. Bakmış ki amcanın yaşlı gözleri yaşla dolmuş. Evladım Allah senden razı olsun. Yok amca ne yaptık ki yahu. Elini öpüp hemen merdivenden ineyim derken gözlerine söz geçirememiş. Yıllardır böyle ağlamamıştım der.
İnsan başkasını ne kadar düşünebilir? Aslında kendini acıdığı insan yerine koyup yine kendine mi üzülür? Ne kadar vicdanlıyız. İnsan düşünebilen bir hayvan mıdır?Vicdanı yok mudur?

Fotoğraftaki matador Alvora Munera kariyerine son verdi.Öyle ki, yarışın son mücadelesinde gücünü yitiren Alvora yıkılır. Boğanın ona yaklaştığını görünce korkulu sonun yaklaştığını hissetti. Lakin boğa ona hiç bir şey yapmadı. Yarıştan sonra matador açıklamasında şöyle diyor: "Boğa gözümün içine bakarak bağırdı, böyle sadece bağırdı. Sırtına oklar batırdığım hayvan bana zarar vermedi, istese beni orada öldürebilirdi fakat sadece gözlerime bakıp bağırdı. Her hayvanda olduğu gibi onun gözlerinde de masumluk vardı. Yüreğimde adaletin hıçkırarak ağladığını işittim. Belki de bağışlanırdım, lakin itiraf edemedim. Kendimi dünyanın en vahşi mahluğu gibi hissediyordum."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder