Derbilerin tekniği taktiği olmaz diye yıllarca söyler dururum. Derbi psikolojik savaştır bana göre.
Bugün de öyle oldu hırsıyla sahaya çıkan çubuklu alanları kırmızılılara dar etti. Erken gelen iki gol hırsın beceri ve şans desteğiyle ödüllendirilmesi gibiydi. Ne olduysa ondan sonra oldu takım olarak farklı düşünceler içine girildi. Stoch gençliğin ve tecrübesizliğin verdiği heyecanla takım savunmasını aksatmaya, aceleyle 3 ü 4 ü bulmaya odaklanmış gibi görünüyordu. Cristian maçın kazanıldığı düşüncesine girmiş gibi rölanti oynamadan yanaydı. Defans oyuncuları geriye yaslanarak gol yemeyeceklerini düşünürken, Stoch-Cristian-Serdar üçlüsü arasındaki mesafe açılıyor bu boşlukları oyun zekası lig ortalamasının üstünde olan kırmızı takımın oyuncuları iyi değerlendiriyordu. Topla daha rahat oynamaya başlayan kırmızılılar burdan aldıkları cesaretle gol bulup panik havasına girmeye meyilli Fenerbahçe takımına istedikleri panik ortamını yaratıyordu. Maçı izlerken ikinci yarıya kadar skorun değişmemesi için bildiğim duaları ediyordum.
Soyunma odasından çubuklu formanın erken çıkması şahsımı -yine boşladılar düşüncelerine sevk ediyordu. İkinci yarı 5 bilemedin 10 dakika topu tutmaya çalışan Fenerbahçe'nin havası yine sönüyor soyunma odasında motivasyondan ziyade 15 dakika soluklanıldığını anlıyordum. Havası sönen takımla hücum yaparak savunma yapılamayacağı anlaşılınca Aykut Hoca tarafından birinci elden savunmacı olan Selçuk Şahin dahil oluyordu. Ortasahanın daha derli toplu olması istenirken topla arası limoni olan oyuncular yine dikişi tutturamıyordu. Bir zaman Cristian adlı oyunun rölanti yönünü seven arkadaşın alışılmadık bir değişiklik isteği gözlerimizde ışık olup parlıyordu. Bizim gibi gözleri parlayan oyunun iki yönünde de canını dişine takarak oynayacağına emin olduğumuz genç oyuncu Özgür Çek'in ısındığını görüyorduk ama girmiyordu Özgür hevesimiz kursağımızda kalıyordu. 4-3-3 te Alex'i en uçta oynarken görüp defalarca çıldıran ben 35 dakika'nın bu şekilde savunma yaparak geçmeyeceğini düşünüyor sigara yakıyordum. Tam sigaram bitmek üzereyken Alex kaptanlık pazubandını takımın yüreği Emre'ye devrediyordu. Kaptan'ın yerine dahil olan İssiar Dia'ya kontra topu gelmesi için yeniden dua etmeye başlıyordum. Zaman inanılmaz yavaş ilerlerken saate küfrediyordum. Her dakika duvara çentik atma totemine başlamıştım ki kırmızılı bir arkadaş ikinci gole kafasına yabancı madde yağarken seviniyordu. Bu kadar kötü oyunun sonunda basit goller yedik şeklindeki yakınmalara ayar olduğum için Serdar olmasaydı Lugano olsaydı aynı zamanda halam amcam olur muydu babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi gibi sorulara kafa yormamayı tavsiye ediyorum. Akıllarda kalan ise kötü oyun, beklentinin altında tribün, geleceğe umutla bakabileceğimiz Moussa Sow ve çabalayan Emre Belözoğlu...
Playofflara kadar şeref tribününe bir transfer ihtiyacı olduğuda aşikar. Şeref tribününde gözleri parlayan bir Aziz Yıldırım varken hem futbol hem basketbol takımlarında motivasyon eksikliğinin kalmayacağını düşünüyorum. Hala neşter bizim elimizde kendi göbeğimizi kesmek için imkanlar mevcut. Kesebilir miyiz inşallah.
"Çağımız kahramanlar çağı değil, takım oyunu ve bloklar arası yardımlaşma çağıdır." Ömer Üründül
Stoper etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Stoper etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Mart 2012 Pazar
19 Haziran 2011 Pazar
Veda Mektubu
Siz bu mektubu okurken Bilica belki çok uzaklarda olacak.Sivasspor Bülent Uygun önderliğinde ikinci defa şampiyonluğa oynarken takımın defansının değişmeziydi bu kel adam. Kupa maçında Kadıköy'de Küçük Volkan'a attığı frikik golüyle birçok Fenerbahçeli'nin dikkat radarına giriş yapmıştı. Defalarca yalanlanmasına karşın bir Haziran günü açıklanmıştı transferi. Haber ilk olarak Fenercell'lilere mesajla gelmişti. Nasıl bir kıyaksa artık Fenercell kullanıcıları bu mesaj için dava açsa kulübü süründürse yeridir ama yapmazlar. 'Bekir İrteğün ve Fabio Bilica Fenerbahçe'mizde' sevinçten bayrak asmadığım için hala hayıflanırım.
Ntv %100 futbol programında transferi değerlendiren Rıdvan Dilmen, Brezilyalı stoperi beğendiğini belirterek Sarı-Lacivert yüreklere su serper gibi yaptı sonundaki 'ama biraz ağır' eklemesi içlere kurt düşürdü. Aynı programa canlı yayına bağlanan Bülent Uygun kafalardaki soru işaretlerini bertaraf etti. Rıdvan Dilmen'in sorusu üzerine 'yok hocam ağır değil idmanlarda Balili'yi bile yakalıyordu' diyen Bülent Uygun, Rıdvan Dilmen'in meşhur tebessümüne maruz kaldı.
Bilica çubukluyu ilk giydiğinde yerine geldiği buz adam Edu'yu aratmıyordu. Edu'nun soğukluğunun aksine adrenalin seviyesi çok yükseklerde seyrediyordu. Edu'ya göre heyecan fazlası olan Bilica'nın Edu'ya göre zeka konusunda ciddi eksiğinin olması Fenerbahçe taraftarının dikkatinden kaçmadı. Zeka eksikliğini hırsıyla kapatmaya çalışan yeni Brezilyalı, futbol sahalarında nadir görülen davranışların kahramanı oluyor ve rakip takım taraftarının ağzına sakız olma görevini de üstleniyordu. Daha ikinci resmi maçında oyundan atılan Bilica marjinalliğini saha dışı olaylarla destekleyerek kısa sürede medyanın sevgilisi oluyordu.
Yakışmıyordu evet yüz yılı aşmış bir geçmişi olan kulübün sporcusuna bu davranışlar yakışmıyordu. Bilica kulübünün tarihini kaldıracak zeka ve kültürden yoksundu. Yiğidi öldürmeden hakkını vermek gerekirse Bilica saha içinde sorumluluktan kaçmayan, terinin son damlasına kadar mücadele eden, tekmeye kafa koyan gerekirse kafalara tekme atan bir adamdı. O da ıslıklandı Maldonado gibi o da bildiğini okudu*.İkamet ettiğim Eskişehir'e gideceği söyleniyor gördüğüm zaman fotoğraf çektirmek isterim imzasını da alırım koluma dövmesini yaptırırım. Yok artık.
Derimize kazımasakta seni kalbimize kazıdık Bilica. Kazdığın penaltı noktası, Arda'ya attığın yumruk, korner bayrağının oradaki rövaşatalar... Her ne kadar aklıselim taraftar onaylamasa da biz unutmayacağız. Kaleye gelen şuta kafasını eğen Deniz Barış'tan farklı bir yerin var kıymetin bilinmedi diyemem, evet ıslıklandın ama bir Alex kadar değil.
Güle güle 58 numara, güle güle Bilica
*Şahin Bakışlı Önlibero yazısında bahsettikten sonra sizin için araştırdım Maldonado 3 Ocak, Bilica 4 Ocak, bende 14 ocak doğumluyum yani oğlak burcu ve karakteristik özelliklerinden birisi kafasının dikine gitmek pek kimseye kulak asmamak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
