Powered By Blogger

4 Ekim 2011 Salı

Lacivert'e dönsün Retrolar



Çubuklu forma Fenerli için arma kadar semboliktir. Her sene değişik modellerde formalar tasarlansa bile çubuklunun yeri sabittir. Bir kaç değişiklikle çubuklu forma çağa ayak uydurur. Bu seneki çubuklu forma fotoğrafta görüldüğü üzere, kollar her zamanki gibi lacivert ama ortadaki çubuklar retro mavisi ve gayet şık. Bu yeni formanın bir özelliği var ki beni mest ediyor. Forma ıslandıkça, onu giyen cengaver terledikçe retro mavisi lacivert'e dönüşüyor. Forma adam seçiyor bildiğin. Malum bu sene retrolar daha çok lacivert'e dönüşecek... Sarı lacivert'e çalınan karayı formadaki ter temizleyecek. Retro mavisi lacivert'e dönüştükçe, kara çalanlar formalarının renkleriyle birlikte yüzlerinin rengini değiştirecek. Kimseden bir şey beklemeden sürülen bu lekeyi yine bizim tribündeki nefesimiz, sahadaki yüreklerin enerjisi, akıttığı helal teri temizleyecek.
Her sabah güneş gibi Fenerbahçelilerin üzerinde aydınlanacak yine Fenerbahçe.






11 Eylül 2011 Pazar

Sergio Busquets ve Futbolun Adaleti


Barcelona'ya olan sempatim Marc Overmars'ın transferiyle başlayıp, Fifa 2001 oyunu ile uç noktalara taşınmışdı. Ani bir kararla bu sempatiye bugün son verme kararı aldım. Son yıllarda Barcelona bu kadar iyi bir takımken, 3-4-3 ile bizim memlekette futbol sandığımız şeylerden kopup gitmişken, Barcelona'yı izlemeyeceğim. Sebebi de tek bir oyuncu, resimde karizmasına hayran kaldığınız Sergio Busquets.

Notunu da düşelim. Tarih 10.09.2011, Real Sociedad - Barcelona maçı.

Biskuvit diye hitap ettiğim bu uyanık elemana ilk gıcık olmam Inter maçıyla başlar. Barça o maçta 90 dakika tek kale oynamasına rağmen turu geçmesine yetecek skoru elde edemedi. Sebebinin hep bu hıyar olduğunu düşünürüm.

Burda da uyanık Busquets topa dokunmasa, top büyük ihtimalle direkten dönüp Barçalı oyuncularda kalacak. Fakat Busquets dokununca top yön değiştirdi ve Sociedadlı oyuncunun önünde kaldı ve gol oldu. Maç da 2-2 bitti.


Bu iki videodaki tek ortak nokta ise Biskuvit'in hıyarlığını yaptıktan sonra -gerçi ikinci videoda o görüntü yok ama maçı izleyenler mutlaka görmüştür- yan gözle hakeme bakması. Çaktırdım mı diye kontrol ediyor aklınca.

Herneyse, futbol kendi içinde dengeleri sağlıyor sağlamasına da, ben yine de Biskuvit'i cezalandırıyorum. Zaten gıcık olduğum adamın maçını izleyemiyorum, maçtan çok adama odaklanınca izlemenin tadı kalmıyor. Fener'e gelsin, Fener maçlarını da izlemem.

Çok da büyük konuştum ama neyse, gelmez zaten.

24 Temmuz 2011 Pazar

Ali Şen Ajansı


'Ali Şen Başkan, Fenerbahçe Şampiyon' sloganlarıyla çocukluğu geçmiş bir Fenerbahçeli olarak benim gözümde Ali Şen Fenerbahçe'nin bilinmezi esrarengizidir. Ali Şen'le ilgili bir deneme yazmadan önce şu haberi paylaşayım dedim.

İlk haberden bir bölüm:
Eski Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Şen, futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ı Metris Cezaevi'nde ziyaret etti.

Ziyaretin ardından Metris Cezaevinden çıkarken basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Şen, Aziz Yıldırım'ı ziyaret ettiğini belirterek, şunları söyledi:

''Kendisini gayet iyi ve moralli gördüm. Bunların gelip geçici olduğunu konuştuk. Cezaevi müdürü dahil herkes inanılmaz yardımsever. Herkes elini uzatıyor. Bütün Fenerbahçelilerin şunu bilmesini istiyorum, herkes sakin olmalı, başkan emin ellerde, sağlığı da iyi.''
diyor Ali Şen Başkan

''Metris Cezaevi'nde tutuklu bulunan Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, rahatsızlanarak Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.

Koluna serum şişesi bağlanan Yıldırım, yoğun güvenlik önlemleri altında hastaneye girdi. Fenerbahçe eşofmanı ile Acil Servise yatırılan ve buradaki tedavisi tamamlanan Aziz Yıldrım'ın, özel odaya alındığı ve tedavisinin bu odada sürdürülüceği belirtildi.''

İki haber arasında 9 saat fark var. Ali Şen Başkan'ın maşallah dediği 9 saat sonra kendini acil serviste buluyor. Ali Şen'e akıl ermez zorlamamızın bir manası yok.

Yaşlı Kurt



Ünal Aysal 1941 doğumlu, yani yaş yetmiş. İbra edilemeyen Galatasaray yönetiminden sonra Mayıs ayında başkan oldu. 3 sene başkanlık yapar bırakırım diyor malum bir ayak çukurda. Dededen başkan olur mu? Hoca oluyor da başkan neden olmasın. Hadi oldu. Kurumsal yapı profesyonellik gibi kelimeler ağzındaydı ilk zamanlar, şimdi eser yok. Madrid'e uçak kaldırmalar taraftar istiyor diye Drogba'lar Lauro'lar...

Zaten Galatasaray taraftarının isteği hiçbir zaman değişmez. Transfer! Transferle yatar transferle kalkar. İsterse kulüp batsın ama bir şekilde iyi topçu alınsın o kadar. Bu ara işi çözmüşler başkanlarını dedesini kafaya alan hınzır torun gibi kafaya alıyorlar.-Dede Drogba -Dede Lauro...Transferle bitse iyi, iyice azıttılar kukla gibi kullanıyorlar başkanlarını istediklerini söyletiyorlar. Aydınlar'ın ismini ilk ortaya atan tayfanın içinde de vardı tam destek veren kulüpler birliği toplantısında da... Taraftar baskısıyla bir anda Aydınlar'ı azılı Fenerbahçeli ilan edip yangına benzin üfürme yeteneğini konuşturdu. Performansıyla göz doldurdu.

Görünen o ki Galatasaray 3 yıl başkanının dediği yönetimden kurumsal yapıdan ziyade taraftar tarafından yönetilecek. Başarı gelmezse taraftar istifa edecek değil ya başkanlarını bindirirler jetinde doğru Nobrain'e. Yeni başkan gelsin paralı. Bir Fenerbahçeli olarak bize giren çıkan yok nihayetinde klasik olacak ama -Beter olsunlar!

Ayrıca buradan kıymetli dedemiz Luis Aragones'e saygılarımı sunar mübarek ellerinden öperim.

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Şike Operasyonuyla Neler Gördük


Fenerbahçe yönetiminde gelecekte başkan olabilecek kabiliyete sahip kimsenin olmadığını, kriz anında Başkan yokken pasif kaldıklarını,

Fenerbahçe taraftarının her daim çubuklusunun peşinde olduğunu, nasıl kenetlendiklerini gördük zaten biliyorduk,

Fenerbahçe'nin sendelediğini görüp devrilir mi ümidiyle bekleyen bünyelerin ağızlarının suyunun ne denli aktığını daha yutkunmaya fırsat bulamadan salyalarını saça saça nasıl saçmaladıklarını,

Kaç aydır susmayan yarım akıllı Trabzonspor yönetiminin g*t korkusuyla susabileceklerini,

Görsel,işitsel meyda ve yazılı basının özellikle bir kısmının aldıkları emirlere koşulsuz itaat ettiklerini bizzat kukla olduklarını,

Forza kamillerin bir kez daha kamillikte açık ara zirvede olduklarını,

Flash Tv yaşlandırma tekniğinin yankıları sürerken fotoğraflardan şike tespit eden yeni bir tekniğin icat olduğunu mertliğin bozulduğunu,

Galatasaray başkanının yaşlı olduğunu taraftar tarafından bunak dede gibi kafaya alındığını, dün başka bugün başka konuştuğunu,

Duruşuyla tanıdığımız şerefli bir camiamızın duruş konusunda farkını koyduğunu bir kez daha gördük maddi değerlerden vazgeçmeden kuru kuru kupa iadesi ama olsun,

Polisin basına verdiği video montaj değilse! Aziz Yıldırım'ın beylik tabancalarıyla silahlı örgüt kurduğunu ve Parliament sigara içtiğini,

Deyim yerindeyse toy Tff yönetiminin kendisinden beklendiği üzere ne şiş ne kebap stratejisini,

Düşük tirajlı sözüm ona güzide bir gazetenin Anıtkabir ziyaretinin anlamını yorumlamaya çalıştığını,

Çarşı grubunun dünya görüşünün aniden değiştiğini tineri bırakıp beş vakit namaza başladığını,

Faik Işık'ın avukatlığıyla göz doldurduğunu kaliteli bir avukat olduğunu,

Osman Tanburacı'nın bir avukatı taraflı olduğu gerekçesiyle eleştirdiğini,

Polisin biber gazı sıkma meziyetinin yanında şike tespiti meziyeti olduğunu,

Türkiye'nin en büyük spor kulübünün başkanına kamuoyunun gözü önünde katil muamelesi yapıldığını, eşkal fotoğrafının basına sızdırılabildiğini gördük robot resminin çizilmemesine çizildiyse bile yayınlanmadığına teessüflerimizi bildirelim.

Uzun süre sessiz kalmasıyla şaşırtan yarım akıllı Trabzonspor yönetiminin bomba gibi dönüş yaptığını ''17 de 16 görülmüş bir olay değil'' açıklamasıyla gördük...

Ve daha neler göreceğiz biz buradayız




Problem Çocuk

Trabzonspor son 2 yıldır nüktedan başkanın etkisiyle birlikte iyiden iyiye ligin problem çocuğu olmaya başladı. Baştan komik geliyordu da artık sıktı be kardeşim, biri insanlık namına sorsun şu Trabzon yöneticilerine "Aga bu nedir" diye..

"Ligden düşecek takımlar arasında anılmalarına tepki gösteren Trabzonspor yöneticisi Aydın, “Hakkımızda bir suç ispat edilirse ligden çekiliriz. Aksi halde şampiyonluğu bekliyoruz” dedi." 
Saçmalama sırası gelen zatı muhterem

Aga bu nedir? Mantıksızlığa bakar mısınız.. 


Suçu olan takımın küme düşeceği açıkça kanunlarda belirtilmişken, "suç ispat edilirse ligden çekiliriz" ne demektir? Lütuf mu bu? Bir de tabi ki Fenerbahçe'ye laf dokundurma çabası var. "Bakın onlar suçlu ama düşmeyecekler, biz suçlu olsak çekilirdik" gibilerden. Şovu bırakıp da adam gibi açıklasınlar, ellerinde delil var mı? Delil olmadan, ispat olmadan hangi hakla şampiyonluğu bekliyorsun be hey akıl küpü? Böyle aptal aptal cümleleri süsleyerek milleti kandırmaya çalışmaları gerçekten sinir bozucu.


Bakın biz çok namuslu takımız diye şov yapan bu hastaları Allah'a havale ediyorum.

8 Temmuz 2011 Cuma

Tesadüf mü?

İşin suyu çıktı artık önüne gelen bir komplo teorisi üretiyor. Benim de aklıma bir tane geldi. Destekli sallamaya çalışacağıma söz vererek konuya gireyim:

1: Mahmut Özgener TFF Başkanlığı boyunca büyük bir kesim tarafından beğenilmişken, TFF Başkanlığı'na yeniden aday olması beklenirken, ne oldu da birdenbire aday olmayacağını açıkladı? Nereden baskı geldi, neyle tehdit edildi?

2: Fenerbahçe'ye başkan olmak için erken olduğunu söyleyen Mehmet Ali Aydınlar, çok ilginç bir kararla TFF Başkanlığı'na adaylığını açıkladı. Ne oldu da fikir değiştirdi?

3: Mehmet Ali Aydınlar'ın rakipleri olacağı konuşulurken, ne oldu da diğer rakipler birdenbire başkanlığa aday olmaktan vazgeçti?

4: Mehmet Ali Aydınlar'ın Aziz Yıldırım'dan sonraki olası Fenerbahçe Başkanlığı'nın önü tıkanarak, sermaye sahibi siyasilerin Fenerbahçe Başkanı yapma planı mı yapıldı? Fenerbahçe Başkanlığı için adı geçen isimler tesadüf mü?

5: Sporda Şiddet Yasası 14 Nisan tarihinde kabul edildiğine göre, 9 Nisan'da oynanan Fenerbahçe-Eskişehir maçı soruşturmaya dahil ediliyorken, hangi akla hizmet önceki şikeler ve kanıtları görmezden geliniyor? Bursa'nın küme düşme şikesi, BJK'nin 100. yıl şampiyonluğu, GS şampiyon olsun diye BJK'lilerin isteyerek yenilmesi.. Bunlar 14 Nisan'dan önce sayılmıyor mu?

Son 3 aydır üst üste gelip Fenerbahçe'yi tepetaklak eden bunca olay, tesadüf mü?

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Geçmiş Olsun!

Ersan Gülüm geçen yıl sakatlandığı dizinden tekrar sakatlanmış ve ön çapraz bağda yırtık oluşmuş. Yazık.. Bu diz sakatlıklarının ne berbat birşey olduğunu çok yakından bilirim. Maalesef ki diz kapağı bir kez yerinden çıktı mı, ameliyat da olsan, takımdaki en güçlü dize de sahip olsan tekrar yerinden çıkabiliyor. Bu tür şeyler insanı psikolojik olarak da çok yıpratıyor. Bu tarz diz sakatlığının bundan önceki örneği ise Ronaldo. O da sakatlıktan sonraki -sonradan oyuna girdiği- ilk maçında sakatlanmıştı.

Geçmiş olsun, umarım eskisinden daha güçlü geri döner ve bir daha aynı acıyı yaşamaz..

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Temizlig?

Sivas'ı yenip şampiyon olduğumuz akşam bile saklamamıştım Aziz Yıldırım'ı sevmediğimi, o gün istifa etse göbek atardım. Fakat bugün, işler biraz değişti.
Hiç uzatmadan söyleyeyim, suçlu olduğu ispatlanana kadar Aziz Yıldırım'ı canı gönülden destekliyorum. Aziz Başkan şu zor zamanda benim gözümde artık daha da büyük, daha da güçlü.

Olayları kronolojik olarak sıralayalım:
- Aziz Yıldırım'ın askeri sırları üçüncü şahıslara faksladığı iddia edildi.
- Başbakanın yakın çevresine Aziz Yıldırım ile ilişkisini kestiğini söylediği iddia edildi.
- Aziz Yıldırım gözaltına alındı.
- Aziz Yıldırım'ın siyasi içerikli kitaplar istediği kamuoyuna duyuruldu.

Biraz daha gerilere gidersek birkaç haber göze çarpıyor.


Sedat Peker'in futbol bağlantılarından bahsediliyor linkte. Aziz Yıldırım'ın Sedat Peker'in isteğini reddettiği de yazıyor. Sedat Peker'in isteğini kırmayıp forma vermeye giden Hakan Şükür'ün açıklamalarını da üzerine ekleyince, insanın aklına kirli işler geliyor.


Bazılarının "Temizlig" dedikleri operasyona çamur çoktan bulaşmış.. Daha önce neredeydiniz?

19 Haziran 2011 Pazar

Veda Mektubu

Siz bu mektubu okurken Bilica belki çok uzaklarda olacak.
Sivasspor Bülent Uygun önderliğinde ikinci defa şampiyonluğa oynarken takımın defansının değişmeziydi bu kel adam. Kupa maçında Kadıköy'de Küçük Volkan'a attığı frikik golüyle birçok Fenerbahçeli'nin dikkat radarına giriş yapmıştı. Defalarca yalanlanmasına karşın bir Haziran günü açıklanmıştı transferi. Haber ilk olarak Fenercell'lilere mesajla gelmişti. Nasıl bir kıyaksa artık Fenercell kullanıcıları bu mesaj için dava açsa kulübü süründürse yeridir ama yapmazlar. 'Bekir İrteğün ve Fabio Bilica Fenerbahçe'mizde' sevinçten bayrak asmadığım için hala hayıflanırım.

Ntv %100 futbol programında transferi değerlendiren Rıdvan Dilmen, Brezilyalı stoperi beğendiğini belirterek Sarı-Lacivert yüreklere su serper gibi yaptı sonundaki 'ama biraz ağır' eklemesi içlere kurt düşürdü. Aynı programa canlı yayına bağlanan Bülent Uygun kafalardaki soru işaretlerini bertaraf etti. Rıdvan Dilmen'in sorusu üzerine 'yok hocam ağır değil idmanlarda Balili'yi bile yakalıyordu' diyen Bülent Uygun, Rıdvan Dilmen'in meşhur tebessümüne maruz kaldı.

Bilica çubukluyu ilk giydiğinde yerine geldiği buz adam Edu'yu aratmıyordu. Edu'nun soğukluğunun aksine adrenalin seviyesi çok yükseklerde seyrediyordu. Edu'ya göre heyecan fazlası olan Bilica'nın Edu'ya göre zeka konusunda ciddi eksiğinin olması Fenerbahçe taraftarının dikkatinden kaçmadı. Zeka eksikliğini hırsıyla kapatmaya çalışan yeni Brezilyalı, futbol sahalarında nadir görülen davranışların kahramanı oluyor ve rakip takım taraftarının ağzına sakız olma görevini de üstleniyordu. Daha ikinci resmi maçında oyundan atılan Bilica marjinalliğini saha dışı olaylarla destekleyerek kısa sürede medyanın sevgilisi oluyordu.

Yakışmıyordu evet yüz yılı aşmış bir geçmişi olan kulübün sporcusuna bu davranışlar yakışmıyordu. Bilica kulübünün tarihini kaldıracak zeka ve kültürden yoksundu. Yiğidi öldürmeden hakkını vermek gerekirse Bilica saha içinde sorumluluktan kaçmayan, terinin son damlasına kadar mücadele eden, tekmeye kafa koyan gerekirse kafalara tekme atan bir adamdı. O da ıslıklandı Maldonado gibi o da bildiğini okudu*.İkamet ettiğim Eskişehir'e gideceği söyleniyor gördüğüm zaman fotoğraf çektirmek isterim imzasını da alırım koluma dövmesini yaptırırım. Yok artık.

Derimize kazımasakta seni kalbimize kazıdık Bilica. Kazdığın penaltı noktası, Arda'ya attığın yumruk, korner bayrağının oradaki rövaşatalar... Her ne kadar aklıselim taraftar onaylamasa da biz unutmayacağız. Kaleye gelen şuta kafasını eğen Deniz Barış'tan farklı bir yerin var kıymetin bilinmedi diyemem, evet ıslıklandın ama bir Alex kadar değil.

Güle güle 58 numara, güle güle Bilica


*Şahin Bakışlı Önlibero yazısında bahsettikten sonra sizin için araştırdım Maldonado 3 Ocak, Bilica 4 Ocak, bende 14 ocak doğumluyum yani oğlak burcu ve karakteristik özelliklerinden birisi kafasının dikine gitmek pek kimseye kulak asmamak.

17 Haziran 2011 Cuma

Şampiyon Fenerbahçe Ülker


Cinconlular direndiler ama efsane falan olamadılar. Serinin 5. maçını son saniye basketiyle kazanmanın cezasını  kupayı Abdi İpekçi'de kazanarak verdik!

5'te 5!

13 Haziran 2011 Pazartesi

Adidas Roteiro


Yunanistan sürprizinin yaşandığı EURO 2004'ün harika topu Adidas Roteiro. Akan giden çizgileriyle beni benden almıştı zamanında.. Hala olsa da oynasak derim.

11 Haziran 2011 Cumartesi

Şahin Bakışlı Önlibero

2008 yılının soğuk bir Ocak akşamı. Nete son dakika haberi düştüğünü hatırlarım 'Fenerbahçe'nin yeni transferi Maldonado Türkiye'de!'.

Appiah'ın sakatlığı filan derken Şampiyonlar Liğinde gruptan çıkmış ligde lider Fenerbahçe'nin transfere ihtiyacı vardı. Maldonado ismi nahoştu ve tanıdık gelmediği içinde işkillendik doğal olarak. Transfer dönemlerinin klişeleri Fm(Football Manager)'den özelliklerine bakmak ve Youtube.Fm'de top kapma:18 videolarda da kayarak mayarak iyi top kesiyor off tamam iş yapar ama yapmadı yapamadı. Oysa ilk açıklamalarında bununda sinyallerini verdi Şahin Bakışlı.

'Fenerbahçemiz için elinden gelenin en iyisini yapacağını söyleyen Maldonado sakin ve takım oyununa yardımcı olabilen bir yapısı olduğunu dile getirdi.' şeklinde haberin devamı. Gerçekçiydi yeteneğinin sınırlı olduğunu farkındaydı ve elinden gelenin en iyisini yapmayı kastetti. Sakinliğine laf söyletmedi sıfır riskle oynadı. Garanti pasları takım oyunu sevgisinin kanıtıydı ama onu modern futboldan uzak ülkede kimse anlamadı.

Ülkemizde her futbolcuya sabır gösterilir özellikle takım kazandığı zaman. Fenerbahçe'ye şanslı bir zamanda geldi. Takım Sevilla'yı eleyip ligde iyi giderken arada kaynadı 'iyi adam abi garanti oynuyor,sonradan açılır daha yeni geldi' gibi klişelerle kendimizi avuturken çok zaman geçti. Artık tekerin patlama noktası gelmişti. Ali Sami Yen deplasmanı adamı vezirde(bkz:Selçuk Şahin) eder rezilde eder. Şahin Bakışlının şansı Şahin soyadlının ki gibi olmadı. O maç taraftarın kafasında bittiği gündür Maldonado'nun. 45+ da ileri doldurmak yerine geriye attığı pası hala gözlerim dolarak hatırlarım. Ayrıca karlı bir Konya deplasmanında maç sonunda Şahin Bakışlı'nın formasını isteyen bir amca vardı onu da hatırlar gülerim.

İyi hatırlamasakta delikanlı adamdı be. Aragones 44. dakikada oyundan alırken ıslıklanıyordu
ama o yine bildiğini okudu. Bu özelliğiyle kendime benzetip sempatik bulurum. Kimseye aldırmadan Lugano ve Edu'yla üçgen kurduğu gibi bloklar arası bağlantıyı kurmayı çok istedi fakat olmayan cesareti ve yeteneği buna engel oldu. Fenerbahçe tarihinin en önemli gollerinden birinin asistini yapan oyuncu olmasıda kaderin bir cilvesi olsa gerek.



9 Haziran 2011 Perşembe

Şark Kurnazları

Bunu herkes farketmiştir ki, son birkaç yıldır Beşiktaş'ın mükemmel bir transfer planı var. Quaresma, Simao ve Guti'den bahsetmiyorum, Mehmet Topuz ve Ersan Adem Gülüm'den bahsediyorum.. Yüksek bonservisli Türk futbolcuları almak istediklerinde önce oyuncuyu ayartıyorlar, oyuncu çeşitli medya kuruluşlarına "Beşiktaş" diye ağlamaya başlıyor ve iş "bırakın beni yoksa oynamam"a kadar geliyor.


Mehmet Topuz: "Biz, bundan sonra ailecek Beşiktaşlıyız." demişti. Bir otel odasında 2 menejerin gözetiminde Beşiktaş forması giymişliği bile vardı. Ama Beşiktaş'ın bu transfer planını bozan 11M €'yu masaya atan Aziz Yıldırım olmuştu.


Aynı senaryo bu yıl yine başımıza geldi, bonservisi Adana'da olan Ersan: "Beşiktaş'tan başka takımda oynamam" dedi. Adanaspor'un istediği ücreti yüksek bulan Beşiktaş yönetimi medyayı da arkasına aldı.. Adanaspor başkanını ve yönetimini "fırsatçı" olarak itham ettiler. Sonunda Adana yönetimi BJK ile anlaştı ve Mehmet'i kandıramayan BJK, Ersan'da istediğini elde etti ve beni yine tiksindirdi..

Bu nasıl Beşiktaşlılık duruşu mu diyorsun? Ben tarif etmeyeyim, sen tahmin et..

2 Haziran 2011 Perşembe

Futbol Ateşi; Fenerbahçe ve Arsenal Benzerliği

Okuyan okumayan her futbolseverin dilinden düşürmediği meşhur Futbol Ateşi kitabında Nick Hornby, 125. sayfada şöyle bir paragrafa yer veriyor:

"1980 Kupası'nda Arsenal'in rakibi olan West Ham İkinci Lig'de oynuyordu ve bu düşük statü insanların onlara dört elle sarılmasına sebep oldu. Arsenal yenildi ve bütün İngiltere sevinçten çılgına döndü. Bu maçtan sonra İngiltere'de aziz mertebesine erişen Trevor, maçın tek golüyle tiksindirici canavarı alt etmiş, Hunlar geri püskürtülmüş, kadınlar ve çocuklar rahat, güvenli yataklarına geri dönmüştü. Peki ya bize, hayatlarının büyük bir kısmında kötü adamı oynamak zorunda bırakılan Arsenal taraftarlarına ne kalmıştı? Hiçbirşey. Dervişlere özgü sabrımıza, acıya katlanma gücümüze aşk olsun!"

Kısmete de bakın, bu paragraftaki Arsenal West Ham finali, Fenerbahçe Bursa lig yarışına aynen uyarlanabiliyor. Hatta 2. olan Trabzon için dökülen gözyaşlarını da hesaba katarsak tam uyuyor..

2010 Ligi'nde Fenerbahçe'nin rakibi olan Bursaspor hiç şampiyon olamamış bir Anadolu takımıydı ve bu düşük statü insanların onlara dört elle sarılmasına sebep oldu. Fenerbahçe son maçta Trabzon'a puan kaybetti ve bütün Türkiye sevinçten çılgına döndü. Bu maçtan sonra Türkiye'de aziz mertebesine erişen Onur, Fenerbahçe'nin bütün şutlarını kurtararak canavarı alt etmiş, Hunlar geri püskürtülmüş, kadınlar ve çocuklar rahat, güvenli yataklarına geri dönmüştü. Peki ya bize, hayatlarının büyük bir kısmında kötü adamı oynamak zorunda bırakılan Fenerbahçe taraftarlarına ne kalmıştı? Hiçbirşey. Dervişlere özgü sabrımıza, acıya katlanma gücümüze aşk olsun!

Demek ki heryerde varmış bu ve bunun gibi anlamsız insan toplulukları!